Öyle bir seyir defteri…

Yapıcılar ile 55 Dakika

13 Mayıs 2017 Cumartesi, 23:39 | Musiki

Bugün İstanbul’a geldiğim gibi akşam gidebileceğim konserleri aramaya başladım. Koca şehir, Cumartesi akşamı olmasının etkisiyle seçenek çok, hiç de fena değiller.

Birkaç konser not alıyordum ki “Yapıcılar”ın konserine denk geldim. Konserin yapılacağı Kadıköy’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi 8 kişilik bir grup fotoğrafı ile şöyle tanıtmış grubu:

“Orkestra, adını, sosyalizm mücadelesinin ortak değeri, büyük şairimiz Nâzım Hikmet’in ‘Yapıyla Yapıcılar’ şiirinden aldı. 2015’ten bugüne, onun sanata olan yaklaşımını kendi müziğiyle buluşturuyor.

Yapıcılar, hep birlikte, bir ağızdan söylenen ve boyun eğmeyen şarkılar söylüyor. Büyük insanlığa olan umutla yarını örgütlüyor!”

yapicilar_konser_afis

8 kişilik bir “orkestra” hep bir ağızdan söylenen şarkıları nasıl çalar ki diye düşündüm. Grubu gugulladım ama doğru düzgün bilgiye ulaşamadım. Ne enstrüman olduğunu bile bulamadım. Orkestradaki müzisyenlerin adlarını da yazmamışlar, oradan da bir sonuç elde edemedim. Sonunda böyle konser başka zaman zor bulunur, bir gidip dinliim dedim. Saat 20:00’deydi, en kötü olasılık üzerine bir konser daha bakınırım diye düşünmedim de değil :)

Kadıköy’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde daha önce bir de Emin İgüs ile Ufuk Karakoç’un konserini dinlemiştim. O açık havadaydı, bu sefer ikinci katta kapalı bir konser salonunda buldum kendimi.

Sahneye çıktıklarında, kendi besteleriyle ve yorumları ile verdikleri ilk konser olduğunu söylediler. Ben konseri dinlerken buna inanmakta gerçekten güçlük çektim. O kadar güzel ve uyumlu çaldılar ki.

Grup iki kadın vokal, bas, yan flüt, klasik gitar, davul ve iki kemandan oluşuyor. Kemanlardan biri bir parçada piyanoya geçti. İki kadın vokal diyorum ama bazı şarkılarda basçı ve kemancılardan birini de erkek vokal olarak dinledik. Bir gruptan 4 tane birbirinden güzel ses çıkabilmesini hiç beklemiyordum.

yapicilar_konser_1

Çaldıkları şarkıların hepsi şiir besteleriydi. Nazım Hikmet’ten, Aziz Nesin’den, Hasan Hüseyin Korkmazgil’den çaldılar. Hatta son çaldıkları parçanın şairi de seyirciler arasındaydı (ne yazık ki ismini not alamadım). Türkçe’nin yanı sıra, Rusça şarkı da söylediler, Yunanca da.

Müziklerini tanımlamak biraz güç. Kendimi bir Avrupa oda müziği grubunu dinlermiş gibi hissettim. Biraz halk müziği, biraz caz, yer yer klasik müzik ama çok uyumlu ve kaliteli bir müzikti. Dinledikçe dinleyesim geldi, 55 dakika değil 255 dakika çalsalar bıkmadan ve doyamadan dinlerdim diye hissettim.

Grup konserin sonunda kendini teker teker tanıttı, bazıları sadece isimlerini söyledi, bazılarını da ben not almakta zorlandım. Sonrasında aldığım notlarla İnternet’te arayaraktan tam kadroyu oluşturabildiğimi:

* Cem Yarkın / Klasik Gitar
* Gizem Gül / Vokal
* Günselin Seda Çetinkaya / Vokal
* Kardelen Pınar / Keman
* Onur Tunç / Davul
* Öncü Sancak / Bas, Vokal
* Ulaş Mutlu / Keman, Piyano, Vokal
* Yusuf Tanbay / Yan Flüt

yapicilar_konser_2

İlk konserleri olmasının verdiği bir heyecan ve bir taraftan da sıcaklık vardı. Ne kadar uyumlu ve güzel çaldıklarını, bestelerinin ne kadar oturmuş olduğunu dinledikçe kendimi çok özel hissettim — bu grubun ilk özgün konserini dinleyen şanslı az sayıda kişiden biri olduğum için.

Konserde Yapıcılar’ı dinlerken, onların Ankara’ya geldiğini ve MEB Şura Salonu’nda çaldıklarını hayal ettim. Ankara Müzik Festivali’ne ne de güzel giderlerdi.

Konser bittikten sonra bırakın başka bir yere daha gitmeyi, kulaklık takıp başka bir müzik dinlemeyi istemedim. Olabildiğince uzun süre kulağımda onların müziği kalsın diye.

Umarım beraber çalmayı ve şiirlerimizi besteleri ile seslendirmeyi hiç bırakmazlar. Onları benim hayal ettiğim, edemediğim ve daha nice yerlerde görerek mutlu olurum.

Bir sonraki konserlerini iple çekiyorum.

Bir Yorum Yazın