Öyle bir seyir defteri…

Olimpiyatlar ve “bir de Navratilova vardı”

20 Ağustos 2008 Çarşamba, 11:45 | Memat

Pekin (Beyjing demek zorunda olmamak ne güzel) olimpiyatlardan izlenimler :

– 100m erkekler atletizm finalini seyrediyorum ve öğreniyorum ki dünya rekoru 9.73’müş, ben en son 9.83’te kalmıştım, Ben Johnson kırmıştı ama sonra doping problemi nedeniyle iptal olmuştu sanki. Derken Jamaikalı bir atlet bir koştu ki, 9.69 oldu. Üstelik farkı öyle bir açtı ki, kendinin kameradan ne kadar önde olduğunu görüp yarışın son 10 metresinde yavaşlayıp nasıl da kazandım diye tepinmeye başladı. İnsaf be birader, o kadar koşmuşun sonuna kadar kassa çok daha aşağı çekecek rekoru. Kaç tane yarışta aynısı oldu, ben o kameraları oraya koyanın…

– 100m engelli diye bir koşu izledik, yav o 110m engelli diil miydi derken Wikipedia sağolsun; onu da öğrendik. Meğer bayanlar 100m engelli, erkekler 110m engelli koşarmış.

– Bayanlar sırıkla atlamazmış eskiden olimpiyatlarda. Sergey Bubka seyretmekten farketmemişiz bile. Bir tane daha öyle koşuya rastladık, kazanan kafadan olimpiyat rekoru kırdı çünkü olimpiyatlarda ilk kez koşulmuş :). Gerçi hakkını yemeyelim, dünya rekorunu da kırdı teyze. Zaten rekorlar leblebi çekirdek gibi gidiyor. Yeni nesil mi besili, Çin’in havası suyu mudur, kurallar mı değişti anlamadım… Yüzmede, şartlar değişti ondan olabilir diyorlar diyordu radyo dün.

– Yüksek atlama seyrediyoruz, Javier Sotomayor anılmadan olmuyor tabii. Derken 2.36 atlayan altın alıyor. Peeey peeeey, siz de adam mısınız, bizim zamanımızda 2.40’ın altında atlayana altın madalya vermezlerdi diyoruz (Sotomayor 2.45 atlamıştı birine).

– 5000m bayanlar koşusunu seyrediyorum, pek tarafsız spikerimiz Elvan’ın en arkada kalarak ne kadar güzel taktik yaptığını, öndekilerin yardığı rüzgardan yararlandığını söylüyor (en arkada koşmasına gerek yok öyle bir ince ayar için, grubun ortalarında olsa da olur, neyse). “Yav bir de 1500m’de Sebastian Coe vardı, hep en arkada koşardı, son dakikada atak yapıp herkesin önüne geçerdi” diyorum. Wikipedia’da baktım ki, adam en son 1984 olimpiyatlarında koşmuş, 1988’de takıma almamışlar.

– Spikerin “Carl Lewis, 20 sene önce 1988 Seul olimpiyatlarında üç adım atlamada…” şeklinde konuşmasını takiben “neeeeaaaaaaaa Seul olimpiyatlarından beri 20 sene mi geçti, 20 sene, 20 yahu, yirmiiiiiii…” şeklinde bir krize girdim.

Evet, televizyon kaç zaman sonra bir işe yarıyor. Herhalde 2 senedir seyretmediğim kadar televizyon seyretmiş oldum. İnsan bir durdurma tuşu, bir geri alma tuşu falan arıyor.

  1. “Olimpiyatlar ve “bir de Navratilova vardı”” İçin Yapılan 3 Yorum

  2. dee 20 Ağustos 2008 Çarşamba günü dedi ki :

    “Sotomayor 2.45 atlamıştı birine”
    öhhhöööö! :)) kime? :P

  3. dee 20 Ağustos 2008 Çarşamba günü dedi ki :

    Ha bi de ben o televizyon ekranlarına yarış öncesinde ve sonunda yapıştırıverdikleri sanal dünya rekoru çizgileri ile sanal kulvarlarını (bkz. yüzme müsabakaları) ilk defa bu olimpiyatlarda gördüm ve hastası oldum.

  4. koray löker 27 Eylül 2008 Cumartesi günü dedi ki :

    Bence o jamaikalı atletin yaptığı hareket çok eğlenceliydi.. Birisi bu olimpiyatın spora dair unutulmazları arasında yazmıştı, gerçekten de dedim, spor sevgisi işte… Robot gibi yetişen ve rekor üstüne rekor kırarak onbin tane tartışma yaratan bir kuşakta, “tamam len, yarışı kazandım, şimdi de sevineyim” diyerek belki de hemen akabinde teslim ederek, bir anlamda rekorunu kaybetmeyi göze alan ve samimice olan bir davranıştı…

    Jamaikalı işte, yakışır derim kısaca ;)

Bir Yorum Yazın