Öyle bir seyir defteri…

Festivus

08 Mart 2010 Pazartesi, 17:17 | Musiki

Müzik dinlemeyi çok sevmeme rağmen bir türlü bir “canlı” dinleyici olamadım.

Konser albümlerini ve doğaçlamayı çok severim aslında. Sevdiğim gruplar pek sevdiğim dönemlerinde Türkiye’ye gelmediler. Gelenlere gittiğimde konser salonlarının atmosferleri beni açmadı — dumanaltı, ayakta saatlerce tıkış tıkış, kötü ses sistemleri, vs vs… En sevdiğim konserler oturarak, açık havada, makul bir uzaklıktan izleyebildiğim konserler oldu. Genelde de sevdiğim gruplar böyle yerlerde konser vermediklerinden havamı aldım :)

Festivallerse hiç içimi açmadı. 10 grup içinden 1 tanesini dinleyeceğim diye saatlerce niye dikileyim yaklaşımı çerçevesinde bir tanesine bile gitmemiştim bugüne kadar.

25-27 Haziran arasındaki Sonisphere Festivali’nin afişini gördüğümde gözüm yuvalarından fırlayacaktı. 6-7 tane tek başına gitmeye değer grup var (bir kısmının tüyleri ağırmış da olsa).

Hele aralarından biri, geçen aylarda kafamda düşünüp “kim gelse tüm anti-konser deneyimlerine karşın, iki elin kanda da olsa, stüdyo ortamını bırakıp dinlemeye gitmeye kasarsın?” sorusuna yanıt olarak verdiğim gruplardan biri: “Heaven & Hell”. Dio’nun solist olduğu Black Sabbath, Ozzy’li dönem ile karışmasın diye 2007’den beri bu isimle konser verip albüm yayınlıyor. Sanki zamanda yolculuk yapmış, 1992’de Dehumanizer’la bıraktıkları yerden devam ediyor gibiler.

İlkay’la beraber festival millisi olmaya karar verdik, şimdiden kombine biletlerimizi aldık, boyumuzun ölçüsünü alacağız.

Fade away, fade away… (break the crystal ball)

Bir Yorum Yazın